Avrupa Birliği tarafından
finanse edilmektedir

Bu web sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla Goethe-Institut Istanbul sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.

EN
YEREL PROJELER HİBE PROGRAMI
AÇIK ÇAĞRI #6
PROJE #226
KÜLTÜRÜN YAŞAMASI İÇİN ERİŞİLEBİLİR MÜZE

Müzede cam duvarlar aşılıyor: Erişilebilir turizm mümkün!


Çözüm Gazeteciliği, Müberra Ünsal

 

Bu haber ilk olarak 15 Nisan 2026'da muzir.org'da yayımlanmıştır.

Herkes İçin Turizm Derneği, Türkiye’de engellilerin kültürel mirasa erişimini sınırlayan fiziksel ve algısal engellere karşı geliştirilen dokunsal materyaller, betimleme teknikleri ve evrensel tasarım uygulamalarıyla erişilebilir müzenin yüksek maliyetli değil, doğru planlama gerektiren bir dönüşüm olduğunu gösteriyor. Müberra Ünsal’ın haberi.

Türkiye’de turizm denince akla ilk deniz, kum, güneş gelse de toplumun önemli bir kesimi için tatil ve kültür hakkı  hâlâ  bir erişilebilirlik mücadelesi çünkü engellilerin kültürel mirasa erişimi çoğu zaman fiziksel bariyerlere takılıyor. 

2013 yılından bu yana İzmir merkezli çalışmalar yürüten Herkes İçin Turizm Derneği, bu sorunu sadece tesis inşa ederek değil; “Kültür Herkes İçin” anlayışıyla, dokunsal materyaller ve kapıları aşındırarak çözüyor.

Herkes İçin Turizm Derneği, engellilerin kültürel yaşama katılımını güçlendirmek amacıyla; müze, kültür merkezi ve tarihi alanlarda erişilebilirlik değerlendirmeleri yaparak bu tabloyu değiştiriyor.

“Amacımız geride bırakılanları turizmde eşitlemek”

Dernek Başkanı Ali Aydoğmuş, yola çıkış motivasyonlarını net bir dille ifade ediyor: “Bizim derdimiz pazar oluşturmak değil, hak temelli bir eşitlik sağlamak.” Aydoğmuş’a göre, mevcut yapılar genellikle tek bir grubu düşünerek tasarlanıyor; ancak gerçek çözüm “evrensel tasarım”dan geçiyor. 

Kalabalık bir grup, limanda demirlemiş büyük bir yolcu gemisinin önünde birlikte poz veriyor. Farklı yaşlardan katılımcılar arasında beyaz baston kullanan bireylerin bulunması, gezinin erişilebilir bir organizasyon olduğunu düşündürüyor. Günlük kıyafetler ve valizler, bunun bir seyahat ya da tur başlangıcı olabileceğine işaret ediyor. Fotoğraf, kolektif ve kapsayıcı bir gezi deneyimini yansıtıyor.

Evrensel tasarım; fizyolojik özelliklerine, yaşına, cinsiyetine, sosyal, ekonomik ve eğitim düzeyine bakılmaksızın, toplumdaki farklı özelliklere sahip tüm insan grupları için ortak tasarımlar yapmayı amaçlar. Önemli olan ürün, hizmet ve fiziksel çevrenin her zaman her koşulda kullanabilir olmasıdır. Çünkü her insan yaşamın farklı dönemlerinde, değişen ihtiyaçları nedeniyle kısıtlamalara maruz kalabilir. Dolayısıyla evrensel tasarımın temel amacı, mekanların insanlara uyum sağlayabilmesini sağlamak, insan hareketlerini kısıtlamak yerine, erişilebilirliği daha da kolaylaştırmak. 

“Görme engelli için ideal olan bir mekan, bazen bir çocuk için uygun olmayabiliyor. Biz ‘herkes’ dediğimiz grubun içine engelli bireyleri de dahil ederek, asgari müşterekte herkesin faydalanabileceği alanlar inşa etmeye çalışıyoruz.”

Dokunsal materyaller ve kapıları aşındırmak

Dernek, lobi faaliyetleri yetinmiyor, geliştirdiği somut uygulamalarla çözümü sahaya indiriyor. Braille ve dokunsal materyaller, işaret dili destekleri ve erişilebilir anlatım teknikleri ile çok sayıda uygulama geliştiren dernek, bir yandan da “farkındalık eylemi” gerçekleştiriyor.

Ali Aydoğmuş, çözümün ilk adımını şu sözlerle özetliyor: “İyileştirme bekliyorsak önce o kapıyı aşındırmamız gerekiyor; oradaki personel o mahcubiyeti yaşamalı.”

Erişilebilirlik standartları tam sağlanmamış olsa bile antik kentlere geziler düzenleyerek sorunu görünür kılan dernek, profesyonel rehberlik hizmetini “betimleme” odaklı yeniden kurguluyor.

Ağaçlarla çevrili bir avluda toplanmış bir grup insan kameraya doğru bakıyor. Grup içinde beyaz baston kullanan bireylerin yer alması, etkinliğin erişilebilir bir kültür gezisi kapsamında düzenlendiğini düşündürüyor. Arka plandaki tarihi mimari yapı, gezinin kültürel miras alanında gerçekleştiğine işaret ediyor. Katılımcıların birlikte konumlanması, rehberli ve paylaşım odaklı bir deneyimi yansıtıyor.

Ali Aydoğmuş, konuya ilişkin bağlayıcı bir standardın olmadığını, en önemli sorunlardan birisinin de yönetenlerin bu alandaki algı eksikliği olduğunu belirtiyor. 

Ellerinde örnek teşkil edebilecek bir rapor olmadığını söyleyen Aydoğmuş, “UNESCO’nun bu konuda bir çalışması bile yok.” diyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na erişilebilir müze çalışmalarına ve bu konuda bir rapor hazırlanıp hazırlanmadığına dair bir takım sorular yönelttiğimizi ancak bir yanıt alamdığımızı da ekleyelim.

“Yaşar Kemal’in kitapları gibi bir anlatım”

Çözümün işe yaradığına dair en güçlü kanıtlar, derneğin düzenlediği erişilebilir festivaller ve kültürel gezilere katılanların deneyimlerinde gizli. 

Dernek üyesi Emel Gölge, Yunanistan ve Ödemiş gezilerindeki dönüşümü şu sözlerle anlatıyor: “Betimleme yapan rehberin, Yaşar Kemal’in kitaplarında olduğu gibi resmi konuşma diline çok iyi aktarabilmesi gerekiyor”

Emel Gölge’ye göre, sadece “şurada bir taş var”demek yerine, taşın dokusu ve üzerindeki figürler Yaşar Kemal betimlemesi tadında anlatıldığında, müze bir “sergi alanı” olmaktan çıkıp “yaşayan bir mekan” haline geliyor. 

Cem Cansız ise 2025 yazında katıldığı Yunan Adaları turunda, bu kolektif organizasyon sayesinde bölgenin kültürel dokusunu tüm detaylarıyla tanıma şansı bulduğunu belirterek yöntemin başarısını onaylıyor.

Erişilebilir kültür toplumsal bir zenginliktir

Derneğin yürüttüğü çalışmalardan çıkan en önemli ders, çözümün her zaman devasa bütçeler gerektirmediği. Ali Aydoğmuş, “65 kriterimiz varsa, bunun 10-12 tanesi küçük iş planı değişiklikleriyle çözülebilir” diyerek iç görüsünü paylaşıyor. Örneğin; bir objenin yanına eklenecek karekod ile sesli betimlemeye ulaşılması, büyük inşaat maliyetleri gerektirmeden erişimi mümkün kılıyor. 

Derneğin hazırladığı belgesel çalışmaları da bu deneyimleri kamuoyuyla paylaşarak, erişilebilirliğin yalnızca bir hak değil, toplumsal bir zenginlik olduğunu kanıtlıyor.

“Cam bölmeler görme engellinin ziyaretini anlamsız kılıyor”

Tüm bu çabalara rağmen, çözümün önünde hala ciddi bariyerler var. Cem Cansız, müze yönetimlerinin en büyük eksiğini şu sözle vurguluyor: “Cam bölmeler içerisindeki nesnelerin kesinlikle minyatür örneklerinin yapılması gerekiyor.”

Müzelerdeki “dokunmama” kuralı ve eserlerin cam arkasında sergilenmesi, görme engelli bireyler için müze ziyaretini yer yer anlamsız kılıyor. Ali Aydoğmuş da benzer bir sınırlılığa parmak basıyor, “Sikkenin nasıl bir şey olduğunu hala bilmiyorum çünkü camekanların arkasında.” Ayrıca, merkezi bir stratejik eylem planının eksikliği, çözümün yerel çabalarla sınırlı kalmasına neden oluyor.

Bu görselde, tarihi bir İstanbul fotoğrafının dokunsal versiyonu ve yanında Braille alfabesiyle hazırlanmış açıklama yer alıyor. “Bu fotoğrafa dokunuyorsunuz” ifadesi, görme engelli ziyaretçilerin sergiyi deneyimleme biçimine dikkat çekiyor. Kabartmalı yüzey, fotoğrafın ana hatlarının hissedilmesini sağlıyor. Sergileme biçimi, görsel bilginin dokunsal dile çevrilmesine bir örnek sunuyor.

Parçaları birleştirmek…

Herkes İçin Turizm Derneği’nin bir sonraki hedefi; erişilebilir otel, ulaşım ve müze halkalarını birbirine bağlayan “erişilebilir destinasyon rotaları”” oluşturmak. Çünkü Aydoğmuş’un dediği gibi: “Parçalar bir araya gelmediğinde, çözüm yarım kalıyor.”

Bir örnek: Erişilebilir müze Salt Galata 

Kabartmalı çizimler, braille alfabeli açıklamalar, sesli anlatım desteği…İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Salt Galata’daki erişilebilir içerikler, müzelerde işitsel ve görsel desteğin pek de ‘imkansız’ olmadığını gösteriyor. 

Fotoğrafta Salt Galata’nın mimarisini anlatan erişilebilir bir sergileme paneli görülüyor. Sarı renkte kabartmalı bina maketleri, ziyaretçilerin yapının cephesini dokunarak algılayabilmesine imkân tanıyor. Panel üzerinde Braille alfabesiyle yazılmış açıklamalar ve farklı malzeme örnekleri bulunuyor. Görsel, müzelerde dokunsal öğrenme yöntemlerinin erişilebilirliği nasıl güçlendirdiğini gösteriyor.

Müzenin girişinde kabartmalı bir eser karşılıyor bizi. Her açıklama braille alfabesiyle yapılmış, İstanbul’un önemli mimari yapılarını anlatan yediden fazla sesli anlatım desteği ve yapı taşlarının birer örneğinin olduğu bir panel ile çoklu anlatım yapılmış.

Fotoğrafta, Salt Galata’nın mimari süslemelerini tanıtan erişilebilir bir sergi paneli yer alıyor. Siyah zemin üzerine sarı kabartmalarla hazırlanmış dekoratif motifler, ziyaretçilerin detayları dokunarak algılayabilmesine olanak tanıyor. Panelde Braille alfabesiyle yazılmış açıklamalar, görme engelli ziyaretçiler için bilgiye eşit erişim sağlıyor. Görsel, mimari bezemelerin dokunsal yöntemlerle nasıl deneyimlenebileceğini gösteren bir uygulama örneği sunuyor.

Elbette burada da eksikler çok, ilk göze çarpan tekerlekli sandalyedeki biri için girişte herhangi bir rampa olmaması. Müze görevlilerine fiziki koşulların ve diğer sergi alanlarının da erişilebilir olması önerisinde bulunduğumuzu da eklemiş olalım.

Bu sayfa 15 Nisan 2026 tarihinde yayına alındı.