Müzede Yaşamak
Nisan 2026 - Mart 2027
Çanakkale
“Müzede Yaşamak”, Çanakkale’nin Alçıtepe köyünde, gündelik hayatın fark edilmeden bir sergi mekânına dönüştüğü bir coğrafyada geçer. Birinci Dünya Savaşı’nın en yoğun yaşandığı bu bölge, yıllar boyunca süren anma pratikleri, turizm hareketliliği ve temsil biçimleri aracılığıyla yaşayan bir yerleşim olmanın ötesine geçerek bir “açık hava müzesi” kimliği kazanmıştır. Bu dönüşüm yalnızca mekânın algısını değil; bedenlerin hareketini, bakışların yönünü ve gündelik hayatın ritmini de değiştirmiştir.
Film, bu dönüşümün içinde büyümüş bir öznenin deneyiminden yola çıkar. Kişisel hafıza ile toplumsal belleğin iç içe geçtiği bu alanda hafıza, geçmişe ait bir arşivden çok, bedenlerde ve alışkanlıklarda yaşamayı sürdüren bir süreç olarak ele alınır. Sahilde patlatılan mayınlar, topraktan çıkan kurşunlar ve bu nesnelerin gündelik hayatın bir parçasına dönüşmesi, savaşın sürekliliğini görünür kılar.
Alçıtepe’de hâlâ sürdürülen kurşun dökme ritüeli bu sürekliliğin en somut örneklerinden biridir. Savaş sonrası dönemde ekonomik bir zorunluluk olarak başlayan savaş hurdası toplama pratiği, zamanla kuşaktan kuşağa aktarılan bedensel bir reflekse dönüşmüştür. Bugün bu kurşunların ev içi ritüellerde yeniden eritilmesi, travmanın yalnızca hatırlanan değil, dönüştürülerek yaşatılan bir deneyim olduğunu gösterir.
“Müzede Yaşamak”, bu coğrafyada normal kabul edilen davranış biçimlerini sorgular. Gerçek ile kurmaca arasındaki sınırları bilinçli olarak bulanıklaştıran film, savaşın ne olduğunu anlatmaz; savaşın hâlâ nasıl yaşandığını gösterir.

