Avrupa Birliği tarafından
finanse edilmektedir

Bu web sitesi, Avrupa Birliği’nin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla Goethe-Institut Istanbul sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.

EN

Sini Bezi

Mart  2026 - Mart 2027
BOLU, KASTAMONU

Sini Bezi adını, bez üzerine ahşap kalıplarla yapılan yazmacılık kültüründen alır. Kastamonu ve Bolu'da yaygın olarak görülen sini bezleri, işlevsel bir ev eşyası — sofra bezi — olmanın yanı sıra üzerlerine işlenmiş sembollerle birer hikâye aktarıcısı konumundadır. Proje, kadınların üretimi sonucu biçimlenen bu bezleri toplumsal, ekolojik ve kimliksel göstergeler ekseninde yeniden ele alır; bezlerde kodlanmış anlatılara farklı pencerelerden bakmanın olanaklarını araştırır.

Bezler üzerindeki her nesne ayrı bir temsil dokusuyla örülüdür. Tek ya da çift geyik barış ve uyumun, buğday bereketin, güvercin ve diğer kuşlar korunaklı bir alanın taşıyıcısı olarak tarih yazımına eklemlenmiştir. Proje, bu kodlamaların günümüz toplumsal dinamikleri içinde geçerliliğini koruyup korumadığını sini bezleri üzerinden düşünmeyi önerir. TÜİK ve tarım raporlarına göre 2020/21 döneminde 21 milyon ton olan buğday üretiminin, 2024/25 döneminde kuraklık ve uygulanan politikalar nedeniyle 18 milyon tona gerilemesi göz önünde bulundurulduğunda, buğdayı yalnızca bereket sembolü olarak okumak hâlâ mümkün müdür? Soru, sembol ile maddi koşul arasındaki mesafeyi görünür kılar; buğdayın bereket göstergesi olarak taşıdığı kültürel yük, üretim verilerinin işaret ettiği ekolojik ve politik gerilimle birlikte yeniden okumaya açılır.

Sini Bezi, bir baskı resmi ya da sofra altına serilen bir örtü olmanın ötesinde, Bolu ve Kastamonu kadınlarının kişisel tanıklıklarını biriktirdiği bir bellek alanıdır. Proje, bu belleği politik, ekolojik ve kimliksel eksende yeniden işleyen yeni ahşap kalıplar üreterek çok sesli bir anlatıyı görünür kılmayı hedefler.

Burcu Günay

Burcu Günay, insana ve insan yaşamına ilişkin toplumsal dinamiklerin anlatısını bitkiler üzerinden okumaya çalışırken, onların; bellek, mekân ve kültürel göstergeler arasında kurduğu bağ üzerinden yeni anlatı ve temsil biçimlerini ele alır. Tek bir bitki, toplumsal dinamiklerin anlatıcısı olabilir. Örneğin 16. yüzyıl Hollanda’sında en kıymetli çiçek Beyaz Yalazlı Lale’dir; fiyatının 5.500 Hollanda florini, ortalama vasıflı bir işçinin haftalık ücretinin ise 2,8 florin olduğu düşünüldüğünde, çiçeğin spekülatif değerinin bir işçinin haftalık ücretinin yüzlerce katına ulaşması, bitki/çiçek konulu resmin sınıf, arzu ve ekonomi ilişkilerinin sorgulandığı bir alan olarak okunabileceğini de gösterir. Bununla birlikte etnobotanik kavramı üretim sürecimin bir parçasıdır. Etnobotanik, bir yörede yerli halkın kullandığı bitkilerin onların hayatlarına nasıl dokunduğuyla ilgilenir. Masallara, büyülere, doğal ilaçlara, edebiyata — kısaca yaşamın her alanına — dokunan bitkiler, bir motif olmanın ötesinde, tarihsel, kültürel ve ekonomik ilişkiler içerisinde dolaşıma girmeye çalışan birer gösterge olarak ham bez üzerine yapılan baskı resimlerle ele almaya çalışır.  Burcu Günay, Düzce Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Resim Bölümü'nde görev yapmaktadır.

Bağlantılar:

www.instagram.com/renknarbg 

Bu sayfa 20 Ağustos 2026 tarihinde yayına alındı.